Ana Sayfa BİLGİ VECİHİ HÜRKUŞ VE UÇAĞI K-VI

VECİHİ HÜRKUŞ VE UÇAĞI K-VI

Yazan Nursultan AYKANAT
213 Görünümler

Vecihi Hürkuş ve uçağı K-VI serüveni

Vecihi Hürkuş ve uçağı K-VI serüveni: Birinci Dünya Savaşında ve Kurtuluş Savaşında büyük yararlılıklar gösteren Astsubay Pilot Vecihi(Hürkuş), ‘Vecihi K-6’ adını verdiği ilk uçağının projesini 1918’de çizmiştir. Osmanlı Genelkurmayının ilgi göstermemesi üzerine projesini Hayata geçirememiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonrasında, İzmir’deki uçuş donanmasında göreve süregelen Vecihi, minik bir atölyede yapım etmeyi başardığı ‘Vecihi K-6’ uçağı ile 28 Ocak 1925’te başarı göstermiş bir tecrübe etme uçuşu yapmıştır.

Başarısı, Milli Havacılık Sanayii için mühim bir adım olarak değerlendirilip takdir edilmek yerine Vecihi’ye, teknik denemesi yapılmamış aletle başkalarının yaşamını tehlikeye atmak suçundan on beş gün ev hapsi cezası verilmiştir. Vecihi, cezayı haksız bularak Hava Kuvvetlerinden çekilme etmiştir.

Eskişehir’de oluşturulan Uçak Fabrikasında tayyare tasarımı çalışmalarını sürdürmüş, imkânların yetersizliği sebebiyle başarı sağlayamamıştır. İstanbul’da bir imalathane kurmuş, VECİHİ-14 ismini verdiği ikinci uçağını 18 Eylül 1930’da yapmıştır. Basın personellerinin önünde on beş dakika gösteri uçuşu yaptıktan sonrasında 30 Eylül’de uçarak Ankara’ya gitmiştir.

Vecihi’nin, uçağını yapım ederken lüzumlu mercilere malumat vermemesi ve muayene ettirmeden uçarak Ankara’ya getirmesi, “Seyrü Sefer-i Havai Kararnamesi” hükümlerine aykırı görülmüş, kontrol kadrosu bulunmaması bahane edilerek uçağa, seyrüsefer vesikası(Uçuş İzni) verilmemiştir. Milli Savunma Bakanlığına bağlı Hava İşleri Genel Müdürlüğünden 14 Ekim’de Vecihi’ye gönderilen yazıda gerekçe şöyle açıklanmıştır:

“Vecihi XIV tipi tayyare, her ne kadar tecrübe uçuşlarında ve takiben İstanbul’dan kalkarak Ankara’ya kadar hava yoluyla yaptığı uçuşlarla uçuş kabiliyetinin yerinde olduğu anlaşılmış ise de, tayyarenin aerodinamik vasıflarını tespit edecek elimizde hiçbir vasıta bulunmadığından fennen muayenesine imkân görülmemiş ve bu suretle icap eden seyrüsefer vesikası verilmemiştir.”

Vecihi uçağını sökerek trenle İstanbul’a oradanda Prag’a götürmüş ve Çek Hükümetinin havacılık dairesinden görevlendirilen teknik komisyona uçağı inceletmiştir. Komisyon Vecihi’nin uçağının uluslararası havacılık kurallarına müsait iyi bir spor ve öğrenim uçağı olduğuna karar vermiştir. Vecihi buradan almışolduğu mezuniyetbelgesi ile uçarak İstanbul’a gelmiştir.

Genelkurmay Başkanlığının tasdiklime vermesi üzerine, 27 Eylül 1932’de Türkiye’nin ilk sivil uçuş okulunu (Vecihi Sivil Uçak Okulu), Kadıköy’de açmıştır. Okul binası olarak Kızıl Toprak Bucak Müdürlüğünün yanında kiraladığı, dört kattanoluşan binayı kullanmıştır. Uçak hangarının bulunmuşolduğu Kurbağalı Dere’de demir ve marangoz atölyesi kurulmuştur. 1000 lira karşılığında uçuş eğitimi verilen okula, ikisi kız, on ikisi adam olmak üzere, on dört öğrenci katılmıştır. Erkek öğrencilerden beşi ücretsizbirşekilde öğrenim görmüş, karşılığında demir ve marangoz atölyelerinde çalışmışlardır.

 Okulu açtığında elinde kendi yapısı, V-14 ve V-15 tipi iki uçağı bulunmasına rağmen faaliyette kalmışolduğu iki yılda altı tayyare daha yapmayı başarmıştır. Uçakların yalnızca motorları dışarıdan alınmış, öteki tüm aksam atölyelerde yapılmıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Vecihi’ye, kadro dışı bırakılmış iki Goudron-27 uçağını vermiştir. Yeterli sayıda öğrencinin bulunamaması ve devlet desteğinin sağlanamaması sebebiyle maddi yetersizlikler yüzünden 1934 yılı sonlarına doğru okul kapanmıştır.

1924, VECİHİ K-VI

Vecihi K-VI Teknik Özellikleri

3 nokta

Vecihi Hürkuş projelerinde 3 noktaya önem vermiştir:

  1. Tayyarenin nakil ve monte işlerini en az zamanda ve en az el ile mümkün kılmak.
  2. Tayyare keşif maksadına göre hazırlanmakta olduğu halde süratini 200 kilometrenin üstüne çıkarmak ve tırmanma kabiliyetini düşürmemek.
  3. Müdafaa silahlarının kolaylıkla kullanılması için görüş vasfını yükseltmek ve bir avcı tayyaresi kadar yüksek manevra kabiliyeti temin etmek ve harekâtı kolaylaştırmak.

Motor Takatı:

Benz marka (6 silindirli ve su ile soğuyucu) 200 B.K.

Uçağın Boyutları:

Tam uzunluğu                       7,610   m. ”
genişliği                               11,700   m. ”
yüksekliği                              3,00     m.
Kanat sathı                         31,800   m.kare

Uçağın Ağırlığı:

Boş ağırlık                                      830,00 Kg.
Mürettebat                                     160,00 Kg.
Muharebe ağırlığı                             80,00 Kg.
Yanıcı maddeler                            200,00 Kg.
Tam uçuş ağırlığı:                        1.270,00 Kg.

Muhtelif notlar         :

En yüksek sürat                                  207      Km / sat
Seyahat sürati                                    188      ”
Askı sürati                                            83      ”
Taşımaya düşen ağırlık                     40,0   Kg./ m
Kuvvete düşen ağırlık                         5,8   Kg / B.K.
Pervane çapı                                              2850    mm.
Pervane hatvesi ( bir devir uzunluğu )       2740    mm

Tayyarenin Emniyet Emsali

5 Fabrikadaki işleri ilerlemekte iken gecelerini bile evinde projelerini teferruatına vermiş

5 Fabrikadaki işleri ilerlemekte iken gecelerini bile evinde projelerini teferruatına vermiş, mütemadi bir gayretle günlerinin en az 16 saatini bu işe bağlıyordu. Hatta birtakım geceler sadece bir iki saatlik uykuyu kâfi görüyordu. Yalnız bazen uzak vazifelere gönderildiğinde dolayısıyla birkaç gün fabrikadan uzak kalışı kendine içten bir keder olmakla birlikte bu zamanlarda bile dimağı, inşaat işleriyle meşgul olmaktan hali kalmıyordu. Çünkü bu eser, kendinin ideali olmakla birlikte bununla beraber yurdumuzda İlk Türk tipi bir uçak olacaktı. İşte bunun için bu güzel emek harcamadan bir dakika bile uzaklaşmak istemiyordu.

İzmir‘de inşası idameeden projesi tam manasıyla milli bir enerji ve hakiki bir Türk kafasının mahsulü idi. Yukarda okuduğunuz şeklinde Vecihi K-VI tipinin evsafı, kudreti nispetindeki verimleri Avrupa’daki emsalinden hiçbir noktada geri olmamakla birlikte tercihe kıymet hususiyetleri de vardı. Şimdi bizler yeni istiklâline kavuşmuş genç bir devlettik. Her hususta yeni organize edilen ulusal bir mevcudiyet yaratılıyordu. Hava silahı bu yeni varlığın en sağlam itimadı olacaktı. 

Büyük deniz kuvvetleri şeklinde ulusal servetimizin yetmeyeceği zorluklar da bahis mevzuu olamazdı. Velhasıl umumi vaziyetimiz itibariyle ulusal kalkınma bakımından havacılık yolundaki durumumuz bu büyük devletlerin durumundan hiçde uzak bulunmuyordu. Gördüklerinin duygularıyla da hâsıl etmiş olduğu intibaa bakılırsa bizler havacılık yolunda en uygar ve en kâdir bir savunma ordusu kurabilirdik ve bu kanaatime de oldukça geniş bir seviyede inanıyordum. Yalnız minik bir himmet,  havacılık sanayiimize layık olduğu ehemmiyeti vermek ve ulusal bir inançla Türk zekâsını yurda yararlı kılmak için elden gelen yardımı yapmak, bizi her bakımdan bu uçak pazarlarına muhtaç olmayan bir hale getirebilirdi.

Şimdi daha olgun bir malumat ve daha imanlı bir inançla tayyaresini bir an önce meydana getirmek için güzel yurduna döndü. Heyetin avdetinden bir ay öncesinde de İzmir‘e dönmüş ve işinin başına gelmişti. İlk gördüğü vaziyetten oldukça memnun olmuştur, Tayyarenin gövdesi, kanatları, dümenleri ve saire tüm iskelet kısımları tamamlanmış ve bezlenmek suretiyle işler kendi kontrolünde hazırlanmıştı. Bütün parçalar üstünde yaptığı test ve araştırmalarda her işin projeye müsait bulunduğunu görmek pek doğal olarak kendi için derin bir sevinçti. Değerli ustaları bu güzel başarılarla, Avrupa’da gördüğümüz elemanlardan geri değil hatta ileri olduklarını kanıtlama etmişlerdi. Hususiyle onların bolca araç-gereç yığınları arasındaki çalışmalarına karşılık bizimkiler derhal her parçanın icat ve hazırlıklarında birçok zorluklarla uğraşıyorlar ki, bu hal montajcılık değil yapıcılıktır.

Tayyare fazlaca ilerlemişti ve bu gidişle nihayet iki ay sonrasında ilk Türk tayyaresini uçurmak olası olacaktı, doğal bu başarıda yeni çalışmalarına yüksek bir güç deposu olacaktı. 1924 yılının başarıları içinde mesleği, ideali ve yeni hizmetleri kadar ilk Türk tayyaresi olan eserini de hızlıca bitirmeye çalışıyordu. Hakikatte birtakım mânialar olsaydı tayyaresinin inşaatı daha Ağustos ayında tamamlanmış olacaktı. Nihayet, ilk Türk tayyaresi olan Vecihi K-VI tip isminde eserini 1924 yılının son ayında tanımlayarak Seydiköy‘üne götürmüş ve orada monte ederek deneyim hazırlıklarına başlamıştım. Senenin son günlerini doldururken hizmet başarılarımdan duyduğu iftihar kadar rastlantı ettiği zorluklarla da üzgündür.  

VECİHİ K-VI UÇUŞU

Bir Dost da Yoktur

Tayyarenin hazırlıkları ile uğraşırken ebedi bir zevk duyuyordur, düzgüsel emekharcaması hariç tüm zamanlarını bağladığı bu sevdiği meşgale için tam manasıyla gecesini gündüzüne katmıştır. Tayyarenin noksanları şeklinde, kendisine yüksek ümitler veren yer ve rule tecrübelerini de muvaffakiyetle bitirdikten sonrasında uçuş tecrübelerini resmen yapmak için şeflerine müracaatla müsaadelerini istemiştir. Fakat aldığı yanıt: Bu tecrübenin mesuliyetli bir iş olması nedeniyle tayyarenin bir kurul tarafınca muayenesine ve uçuş tecrübelerinin heyetçe hazırlanacak fenni bir tutanağa istinat ettirilmesine karar verilmiş. O vakit uçak mühendisi bulunmadığı gibi, bir tayyarenin heyeti umumiye fenni esaslar dâhilinde muayeneye edebilecek tek bir dost da yoktur.

Tayyarenin ilk tetkikini yapan Şakir Hazım da ihtiyat zabiti olduğu için terhis edilmiştir. Bundan ötürü tayyare yeni bir güçlük arasında bulunuyor demekti. İki gün sonrasında aldığı tamimle tayyarenin muayenesine işyar bir heyetin teşekkül ettiğini öğrendi. Bu kurul içinde mesleki ihtisaslarından başka özellikle prototip bir tayyarenin fenni vasıflarını teorikmen inceleme edebilecek hiçbir kimse bulunmadığı şeklinde müfettişlik emrinin tahmil etmiş olduğu mesuliyetten de şiddetle çekiniyorlardı. Bu şartlar altında bir aya yakın bir vakit beklemek mecburiyeti hâsıl olmuştur. Nihayet bir gün, heyetin fen memuru olan zat ile görüşmüş ve tayyarenin muayenesindeki gecikmenin sebebini sormuştur.

Kendisinden aldığım yanıt:

Vecihi, tayyareni muayeneye memuruz, ama ne gelebiliyor ve ne de bu işi bitirebiliyoruz; şu sebeple sen de bilirsin ki aramızda uçak mühendisi yoktur. Hususiyle bu uçak prototiptir. Tayyareyi hepimiz şeklinde ben de ve herkes de gördük ve güzel bulduk, sadece bu güzellik emniyetin manası demek değildir ve bizler bu güvenlik işini de görecek mevkide değiliz, kötü de demiyoruz. Mesela görünür haline bakılırsa iyi desek ve maazallah deneyim halinde bir kaza olsa, o vakit mesuliyetten bizi kim kurtaracak? Bundan ötürü ben sana bir dost olarak kestirme bir laf söyleyeyim ki artık sen de beyhude bekleme. Çünkü aramızda bu muayene raporunu imza edecek kimse yoktur. Bu şekilde şayet sen tayyarene ve yaptığın inşaatın güvenlik ve fenni vasıflarına hakikaten inanıyorsan bir gün tayyareni deneyim hazırlıkları için meydana çıkart, içerisine atla ve uç.

Bu suretle bizi de olası bir sorumluluk yükünden kurtarmış olursun, aksi takdirde, doğrusu bu muayenenin neticesini bizlerden beklersen tayyarenin çürümesine kadar devam eder. Bu laflar karşısında iradesinin yolu üstünde tamamen özgür düşünceleriyle yürümek kararını vermiştir. Artık tayyarenin her şeyi tamam olduğu için uygun bir vakit ve özgür bir meydan fırsatı arıyordu. 

Tayyare meydanının ölü sükûtu içindeydi

Tayyare meydanının ölü sükûtu içindeydi, meydanda ne bir uçak var, ne bir motör sesi. Hangarlar kapalı, sadece birkaç nöbetçiden başka kimse yoktu. Hangara geldiğini kabul eden makinist Ekrem koşarak yanına geldi ve Vecihi daha kendisine bir şey söylemeden o: Tayyarenizi çıkarayım mı hocam? gelişini ve maksadını anlamıştı. Sade bir göz kırpmasıyla onun sorusunu karşıladı. O yanından fırlarken yine bir işaretle bir an daha tuttu ve bir çuval içerisine 60 kg kadar kum koymayı unutmamasını söyledi. Kısa bir müddet sonra birkaç askerin daha desteğiyle beyaz kuş görüldü.

Her şey tamam, saat 15.00, bir ihtimal birkaç dakika daha geç, motörü çalışıyor, yerdeki bu ısınma zamanında kum çuvalı rasıt mahalline bağlanırken kendi de son bir kez daha tayyarenin her noktasını ayrı ayrı gözden geçiriyordu: Kanatları, dümenleri, teller ve emniyetler tüm bunlar iyi, kendi de pilot yerindeydi.

Kısa bir rule ile meydanın uçuş sahasına dâhil olduktan sonrasında rüzgâr istikametine dönmüş ve o gün şiddetle esen kuzey rüzgârına karşı motörünü doldurmuştur. Şimdi boşlukta, yurdunun berrak semasında; kendi kendi elleriyle yaptığı kanatlar üstünde kayıyordu. Sürat her an birazcık daha fazla: 100, 120, 150, 180 kilometrelere yükselirken tayyare tok ve hırçın tırmanışında devam ediyordu. Bu çıkış, bu sürat mevcut tayyarelerin asla birinde yok.

Bu tecrübelerden sonraki idame eden uçuşunda daha derin bir zevk vardı. Bu arada yaptığı sürat tecrübeleri de tasavvurunu ve projelerini tam olarak gerçekleştirmişti. 15 dakika idame eden uçuştan sonrasında inişe geçtir, bu tatbikat da düzgüsel bir tayyarenin hassasiyeti şeklinde neticelendikten sonrasında etrafını saran arkadaşlarının omuzları üstünde kendini bulmuştur. Meydan dolmuştu. Ani uçuşum şeklinde birçok dostu ve talebeleri Vecihi tayyaresini havada görür görmez derhal yerlerinden fırlayarak meydana koşmuşlar ve yere indiği vakit kendini candan kutlamışlardır.

Vecihi K-VI’ nın Arma Olarak Kullanıldığı Yerler

TÜRK TAYYARE CEMİYETİ

TÜRK TAYYARE CEMİYETİ – MADALYA

TÜRK TAYYARE CEMİYETİ – PULLAR

TÜRK TAYYARE CEMİYETİ – İANE BELGELERİ

TÜRK TAYYARE CEMİYETİ – TAYYARE PİYANGOSU

TÜRK TAYYARE CEMİYETİ – BERAT

Related Articles

Yorum Bırakın

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Et Daha Fazla Bilgi Edinin